Küresel İklim Finansmanı Rekor Seviyede: 1,9 Trilyon Dolar

Date:

Share post:

Climate Policy Initiative’in 2025 Raporu, hızlı büyümeye rağmen büyük finansman açığına dikkat çekiyor.

Climate Policy Initiative (CPI) tarafından yayımlanan Global Landscape of Climate Finance 2025 raporu, dünya genelinde iklim finansmanında rekor seviyelere ulaşıldığını, ancak küresel ısınmayı 1,5 °C sınırında tutmak için gereken kaynak miktarının hâlâ çok uzağında olunduğunu ortaya koyuyor.

 İklim Finansmanında Tarihi Büyüme

Rapora göre 2023 yılında küresel iklim finansmanı 1,9 trilyon ABD dolarına yükseldi. Bu tutar, 2018-2023 döneminde yıllık bileşik büyüme oranının yaklaşık %19 olduğunu; 2021-2023 arasında ise büyümenin %26’ya kadar hızlandığını gösteriyor. 2024 yılına ilişkin ön veriler, toplam hacmin 2 trilyon doların üzerine çıktığını işaret ediyor. Bu artış, enerji dönüşümü ve karbon azaltımı yatırımlarının etkisiyle oluştu.

Özel Sektör İlk Kez Kamu Finansmanını Geride Bıraktı

2023’te özel sektör kaynaklı iklim finansmanı 1 trilyon doları aşarak kamu yatırımlarının önüne geçti. Bu, küresel sermayenin düşük karbonlu ekonomilere yöneldiğini gösteriyor.
Ancak CPI, gelişmekte olan ülkelerde özel finansmana erişimin hâlâ sınırlı olduğuna dikkat çekiyor. Özellikle düşük ve orta gelirli ekonomilerde uygun maliyetli sermaye bulmak, yeşil yatırım modellerinin önündeki en büyük engel olarak öne çıkıyor.

Enerji ve Ulaşım Sektörleri Ön Planda

CPI raporu, iklim finansmanının sektörel yoğunlaşmasını da inceliyor. En yüksek payı enerji sektörü alıyor: Yenilenebilir enerji üretimi, enerji depolama ve şebeke modernizasyonu yatırımları küresel fonların ana hedefi olmuş durumda.
İkinci sırada ulaşım sektörü yer alıyor; özellikle elektrikli araç altyapısı, toplu taşıma yatırımları ve alternatif yakıt teknolojileri öne çıkıyor.
Bina ve inşaat, tarım, atık yönetimi ve sanayi verimliliği gibi alanlar ise henüz toplam finansmanın küçük bir bölümünü oluşturuyor; bu sektörlerin 2030 hedefleriyle uyumlu hale gelmesi için yeni finansman modellerine ihtiyaç duyuluyor.

Bölgesel Dengesizlikler Sürüyor

2023 yılında gelişmekte olan ülkelere yönelen iklim finansmanı yalnızca 196 milyar USD seviyesinde kaldı; bunun %78’i kamu kaynaklı. Batı Avrupa, Kuzey Amerika ve Doğu Asya & Pasifik bölgeleri toplam finansmanın büyük kısmını alırken, Sahra Altı Afrika ve Güney Asya gibi bölgeler hâlâ düşük paya sahip.

Finansman Açığı: Yıllık 6 Trilyon 

CPI’ye göre mevcut hızla devam edilmesi durumunda, küresel iklim hedeflerine ulaşmak mümkün değil. 2030’a kadar yıllık en az 6 trilyon USD düzeyinde finansman akışı gerekiyor. Bu fark, özellikle uyum finansmanı ve özel sermayenin gelişmekte olan ekonomilere yönlendirilmesi açısından “sistemik bir açık” olarak tanımlanıyor.

Hızlı Artış Yetmiyor, Etki Odaklı Yatırıma Geçilmeli

Global Landscape of Climate Finance 2025, küresel iklim finansmanında ivmenin artmasına rağmen yapısal dönüşümün tamamlanmadığını gösteriyor. Özel sektörün büyüyen rolü, enerji ve ulaşım odaklı yatırımların etkisiyle umut verici bir tablo çiziyor; ancak uyum, tarım ve binalar gibi düşük paylı alanlarda ciddi bir kaynak seferberliği ihtiyacı sürüyor.
Rapora göre, iklim finansmanının sadece miktar olarak değil, etki ve kapsayıcılık açısından da yeniden tanımlanması gerekiyor.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Related articles

Yeşil Finansmanın Yeni Dönemi: Doğayı Ekonomiye Dahil Etmek

İklim krizinin ekonomik etkileri artık soyut bir gelecek senaryosu değil, bugünün finansal risk haritası. Green Finance Institute’ün 2025...

Türkiye’de Yeşil Dönüşüm İçin Teşvik ve Hibeler Rehberi: KOSGEB, TÜBİTAK ve AB Destekleri

Avrupa Yeşil Mutabakatı ile başlayan süreç, Türk şirketleri için de büyük bir dönüşümü zorunlu kılıyor. Artık ihracat yapacak...

Sürdürülebilir Havacılık, Geleceğin Gökyüzü İçin Stratejik Bir Dönüşüm

Havacılık sektörü küresel karbon emisyonlarında görece küçük bir paya sahip görünse de büyüme hızının yüksek olması nedeniyle iklim...

Sürdürülebilir Takım Oyunu

Sürdürülebilirlik denince çoğu zaman çevresel ve sosyal konular öne çıkar. Oysa iş dünyasında sürdürülebilir başarı, ekiplerin birlikte uyum...